Temmuz
2003

BCG Aşısı


Dr. Orhun KALKAN   (Halk Sağlığı Uzmanı)

Dizin 
Ana Sayfa   Geri Dön
 

Etkisi ve koruyuculuğunun, diğer çok etkili aşılar (polio, kızamık, tetanos) gibi olmamasına rağmen gene de yüksek olduğu bir gerçektir.

Aşının canlı olması, antikor yapımını uyarımından daha çok organizmayı hücresel yönden sensibilize etmesi yönünden kesin koruyuculuğunu söylemek pek mümkün değildir. Bunların nedenleri, aşı suşlarının değişik olması, atipik mikrobakteri enfeksiyonlarına karşı hassasiyet doğurmaması ve BCG aşısından önce veya enkübasyon döneminde aşılının patojen bakterilerle enfekte olması gibi faktörler olabilir. Buna karşın genel kanı, yurdumuzda da görüldüğü gibi, aşının tüberküloz enfeksiyonlarını azalttığı ve ağır yaygın, milier ya da menenjit formlarının görülmemesine engel olduğu yönündedir. Buna rağmen aşılanan çocuklarda bu formaların da görüldüğü de bir gerçektir. BCG aşılamasının uygun şekilde yapılmamış olması, yetersiz doz, immün cevabın eksik olması, aşılama tarihinin eski olması, anerjizan hastalıklar ağır hastalanmalara neden olabilir. Hiç kuşku yok ki tüberkolüz enfeksiyonunun azaltılması henüz sadece aşıyla gerçekleştirilemez. Olay sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel düzey ile sıkı sıkıya ilişkilidir. Bunun yanında tüberküloz ilaçlarının da yadsınamaz etkisini unutmamak gerekir. Bugün ileri ülkelerde BCG aşısının artık yeri olmadığı bile tartışılabilmektedir.

A.B.D.'de aşılanmış çocuklarda morbidite % 74 azaltılmıştır. İngilizler BCG'nin % 80 etkili olduğunu söylerken, Porto-Rico'da bu oran % 30 olarak verilmiştir.

Türkiye'deki bir istatistiğe göre, 1954-1977 yılları arasında 0-3 yaş grubun uygulanan BCG aşılaması sayesinde enfeksiyon oranı % 9'dan % 5'e düşürülmüş, hastalık ise 1960'da % 28-30 iken, 1977'de %o1'e indirilmiştir. Etimesgut'ta yenidoğan döneminde BCG uygulaması ile 1970'de %o 2,2 olan morbidite hızı, 1975'de %oo'de 6'ya düşürülmüştür. Görülüyor ki sıkı takip, iyi uygulama ve kampanyalar şeklinde devamlı BCG aşılaması hastalanma ve ölüm oranını azaltabilmektedir. Gelişmekte olan ülkeler için ise zorunlu olarak görülmektedir.

Bütün bunlara karşın bütün dünyada milyonlarca kişiye uygulanan BCG aşısı, yararlı bir aşı olarak kabul edilmelidir.

BCG aşısının yarattığı bir sakınca, aşıdan sonra PPD reaksiyonunun pozitif oluşudur. Bu da genel olarak 10 mm'den daha küçük çaplıdır. Daha büyük PPD çapları görüldüğünde bir tüberküloz enfeksiyonunun varlığı göz önüne alınmalı ve olay ona göre araştırılmalıdır.

BCG ilk defa 1921'de insana uygulanmıştır. Aşıların etkisi, immünojenite ve reaksiyonu farklıdır. Bunların nedenleri arasında;

  1. Suş ayrılığı
  2. Üretim tekniği farklılıkları
  3. Uygulama farklılıkları
  4. Uygulanan popülasyon
  5. Çevre farklılıkları sayılmıştır.

Özellikle 1955'den önce yapılan likid aşıların daha etkili (% 80'ine kadar) olduğu bildirilmiştir.

Uygulama

Özellikle henüz enfekte olmamış ve mükerrer enfeksiyona uğraması olasılığı yüksek olanlara uygulanmalıdır. Örneğin:

  1. Evde açık enfeksiyon kaynağı bulunan çocuklara (kişilere)
  2. Ya da yeni enfeksiyonların sıklıkla görüldüğü çevredeki çocuklara, riskli gruplara,
  3. Sağlık personeline (eğer tehlikede iseler) düşünülebilir. Uygulama için, çocuğun (şahsın) 5 TÜ PPD'ye yanıtının negatif olması gerekir.

BCG aşılamasından 2-3 ay sonra PPD testi tekrarlanır. Eğer negatif ise aşı tekrarlanır. Verilecek doz, her BCG preparatı ile birlikte verilen prospektüste yazılıdır. Genel olarak kuru ve sıvı aşılar için 28 günlükten küçük bebeklere 0,05 ml ve daha büyüklere 0,1 ml deri içine (intrakutan) olarak yapılır. Yarı doz alanlar eğer endikasyon varsa 1 yıl sonra tekrar aşılanmalıdır.

SIVI AŞI 2-8 derecede, karanlıkta, 3 hafta saklanabilir.
KURU AŞI sulandırılmadan karanlıkta ve 2-8 derecede 1 yıl saklanabilir. Eriticisi ile sulandırıldıktan sonra 24 saatte kullanılmalıdır. Aşılanan çocuk, özellikle yenidoğan bir süre enfeksiyon kaynaklarından mümkün olduğu kadar uzak tutulmalıdır. BCG aşısından 2-3 ay sonra PPD pozitifleşir

Teknik

BCG genelde sol omuza, deri içine uygulanır. Usulüne uygun aşılama sırasında deri üzerinde 6-8 mm büyüklüğünde beyaz bir papül oluşur ve 15-20 dakika içinde kaybolur. 2 ile 6 hafta sonra ise infeksiyon yerinde küçük bir papül görülür, sonra büyür ve vezikülleşir, cerahatlenip açılabilir ve yerinde yüzeysel bir ülserasyon gösterir. 2 ay içinde kabuk ve skar bırakarak iyileşebilir. Koltuk altındaki lenf bezleri de nohut büyüklüğüne veya daha fazla büyüklüğe erişebilir.

BCG'nin diğer aşılarla aynı anda yapılması mümkündür. Ancak iki canlı aşı arasında en az 4 haftalık bir ara verilmesi önerilmektedir.

BCG'nin Riskleri ve Yan Etkileri

  1. Geniş ülserasyon ve sekonder enfeksiyon
  2. Lenfadenit ve abse
  3. Osteomiyelit (milyonda bir, yenidoğanlarda daha fazla görülebilir.)
  4. Lupoid reaksiyon
  5. BCG enfeksiyonun jeneralizasyonu ve ölüm (on milyonda bir) Daha çok immün yetmezliği olanlarda görülür.

Bunlar arasında en sık rastlanan % 1-10 ile lenfadenit ve abselerdir. Bu komplikasyonların mutlaka BCG'ye bağlı olması gerekmez. Özellikle abselerin INH ve streptomycinle tedavisi gerekir mi sorusu tartışmaya en fazla açık konudur. Yazıldığına göre INH verilmekle aşı basilleri % 95 oranında öldürülmektedir. Bu yüzden eğer gerekmiyorsa, yani enfekte, fistülize ve abseleşmemiş bir adenitte beklenilmesi doğru olur. Abseleşmiş lenf bezi ponksiyone edilebilir. Fistülize edilmiş olanda cerrahi eksizyona girişilmeden INH ile tedaviye çalışılabilir veya çıkartılır.

Kimlere BCG Yapılmaz

  1. PPD'si pozitif olanlara yapılırsa ne olur? Eskiden beri bilinen ya da söylenen eski odakların aktivasyonudur. Literatürde buna pek değinilmemektedir. Ancak, burada Koch fenomenini andıran bir reaksiyon düşünülebilir. Bunun da bir anoloji yapılarak habis olgularda son yıllarda uygulanmış olan BCG tedavisine benzetilmesi mümkündür. Burada düşünülen makrofajların doğrudan ya da aktive T lenfositleri yolu ile aktive edilmesidir (kızgın makrofaj).
  2. Lösemi, lenfoma ya da başka bir malign hastalığı olanlarda.
  3. Steroid, immünosüpressif, anti-metabolit ilaç alanlarda, radyasyon alanlarda, husule gelen alerji nedeni ile BCG uygulanmaması gerekir.

Tüberkülozlu Annenin Bebeği (Tedavisiz)

  1. Çocuğun PPD'si negatif olabilir. 3-5 hafta sonra pozitifleşir. Bu nedenle negatif olması değer taşımaz. Bebek anneden ayrılmalıdır, bebekte manifest tüberküloz yoksa 10 mg/kg/gün nidrazid alır. Eğer çocuk tüberküloz hastası ise 15-20 mg/kg/gün nidrazid ve streptomisin alır.
  2. Anne tedavide ise: Çocuk anneden ayrılır ve ancak anne BK negatif olunca bebeği alır. Ama bebek İNH profilaksisine alınır ya da BCG uygulanır. Hangisinin üstün olduğu tartışmalıdır.
  3. Tedavi görmüş annenin bebekleri eğer BCG yapılmamışsa 3 aylık sürelerle PPD ile kontrol edilir. BCG yapılmış bebekler en az 6 ay izole edilmelidir. PPD pozitif olunca anneye verilmelidir.


Ana Sayfa   Geri Dön