![]() Diğer YazılarKronik Hastaların Bilgilendirilmesi0 - 1 Yaş Döneminde Uyaranlar 0 - 1 Yaş Döneminde Gelişim 0 - 1 Yaş Dönemi Bebekte Beslenme Gebelikte Fiziksel ve Ruhsal Değişiklikler Gebeliğe Hazırlık ve Gebelikte Beslenme Sağlıklı Girişim Duygusu Sigara, Gebe ve Çocuk Çocuğun Gelişiminde Babanın Rolü Gebelik Döneminde Baba Adayı Çocuğun Duygu ve Düşüncelerini İfadesi Televizyon ve Çocuk Anaokulu ve Çocuk Ergenlik Dönemi Kitap Okuma ve Çocuk Çocuklarda Tuvalet Eğitimi Çocukluk Dönemi Kazaları Oyun ve Oyuncaklar Kardeş Kıskançlığı |
Kronik Hastaların Bilgilendirilmesi
Hazırlayan: Psikolog Aslı YEŞİL, Bursa Sağlık Müdürlüğü Ruh Sağlığı ve Sosyal Hastalıklar Şubesi
Kronik Bir Hastalık Teşhisi Alan Hastanın Bilgilendirilmesinin Hasta Hakları ve Etik Açıdan İncelenmesi
Kronik hastalık, uzun süreli devam eden bir durumdur. Genellikle iyileşmez, ancak kötüye gitmeleri önlenebilir (Budak, 2000). Kronik hastalıkların nedenleri irdelendiğinde genellikle genetik özelliklerin yer aldığı, bazı durumlarda infeksiyon ajanlarının neden olduğu bir çok faktörün etkisiyle hastalık sürecinin başladığı görülür. Çoğu zaman etken kaynağın belirlenmesi çok güçtür, yavaş ve ilerleyici özelliği olan bu hastalıklar hiçbir zaman tam bir iyileşme sağlanamadığı hastalık gruplarıdır. Türkiye'de hastanelere yatan hastaların üçte biri kronik hastalıklar nedeniyle yatmakta ve Türkiye'deki ölüm nedenleri incelendiğinde ilk üç nedenin kronik hastalıklar olduğu görülmektedir (Önal, 2007). Yaşam biçimindeki değişiklikler, çevre faktörünün değişmesi, doğuştan beklenen yaşam ümidinin artması gibi nedenlerle Türkiye'de ve gelişmiş-gelişmekte olan ülkelerde kronik hastalıklar artış göstermiştir ve gösterecektir (Önal, 2007; DSR,1997). Kronik hastalıkların artış göstermesinin en önemli sonucu da insan acısı ve sakatlığının artması olacaktır (DSR, 1997). Günümüzde gelişmiş ülkelerde sağlığı tehdit eden hastalıklar içinde kanser, felç dahil dolaşım hastalıkları, akıl hastalıkları dahil ruhsal bozukluklar, kalp hastalığı, kronik akciğer hastalıkları gibi bulaşıcı olamayan hastalıkların olduğu görülür. Bu hastalıklar yılda 24 milyondan fazla insanın diğer bir deyişle global toplumun yaklaşık yarısının ölümüne neden olmaktadırlar (DSR, 1997). Kronik hastalıklar, her yaş grubunda görülmelerine rağmen genellikle orta yaşlarda başlar ve ömür boyu sürer, genellikle kalıcı sakatlıklar bırakır, zaman zaman iyileşme dönemine girse de tekrarlamalar hastalığı daha kötü duruma sokar ayrıca yaşam beklentisi arttıkça daha güncel hale gelir (İrgil, 2007;DSR, 1997). Dünya Sağlık Raporu'na (1997) göre doğumda global ortalama yaşam beklentisi 65 yıla ulaşmıştır. Kronik hastalıkların yaklaşık yarısının 45 yaşın altında başladığı düşünüldüğünde yaklaşık 20 yılın kronik bir hastalıkla mücadele gerektirecek bir dönem olduğu görülür (İrgil, 2007). Bu nedenler dikkate alındığında kronik hastalıkların tedavisi zorlu süreçleri beraberinde getirir. Hastalıkla birlikte hastalığın hastada neden olduğu fiziksel kayıplar hastanın işlevselliğini azaltmakta bununla birlikte hastada ruhsal bir çöküş oluşturabilmektedir (Kublerr-Ross, 1997; Okanlı, 1994). Kronik hastalık teşhisi almak travmatik bir yaşam olayıdır (Aker, 2000). Kişinin hastalığı tarafından tehdit edilmesi ve bu tehdidin şimdiki durumla sınırlı kalmayıp hayatının sonuna kadar devam etmesi ya da kişiyi daha kötü duruma sokması travmatik bir durumdur (Buckley, Green, Schnurr, 2004). Teşhis sonrasında birey için uygun tedavilerin tespiti, tedaviye hastanın uyum sağlaması ve her şeyden önce kişinin hastalığını kabul edip tedavi basamaklarına dahil olması kişi için zorlu süreçlerdir. Bu nedenle teşhis sonrası bir çok travmatik süreç bireyin yaşamına dahil olur. Bireyin bu süreci mümkün olduğu kadar az şiddetle algılamasını sağlayan en önemli süreçlerden biri de hasta doktor iletişimin açık ve destekleyici olmasıdır. Hasta hastalığını öğrendiği süreçte korku ve dehşet tepkileri yükselir. Bir süre sonra bu duygular yerini çaresizliğe bırakır. Bu negatif duygular hastalığın belirtileri ve tedavi sürecindeki ortaya çıkan yan etkilerle birleşince hastanın yavaş yavaş kendini eski yaşam tarzından soyutlayıp içe çekilme süreci yaşamasına neden olabilir (Buckley, Green, Schnurr, 2004). Bu süreci hastanın rahat atlatması için hastanın hekimle olumlu bir diyalog geliştirmesi gerekmektedir. Aynı zamanda hastanın hastalığı sürecinde neyle karşılaşacağını bilmesi de hastanın hastalıkla mücadele sürecinde ileriyi gösteren bir adım olacaktır. Aynı zamanda hastanın hastalığı hakkında bilgi sahibi olmak istemesi hem hastanın hakkıdır hem de hekimin mesleki sorumluluğudur (Hasta Hakları Yönetmeliği). Hasta ve hekim arasındaki iletişimin açık ve destekleyici olması hem hastanın hem de hekimin bazı sorumluluklarını yerine getirmesine dayanır. Hastanın sahip olduğu haklar ve hekimin yerine getirmesi gereken mesleki sorumluluklar bu sürecin daha yapıcı ve işlevsel olmasını sağlar. Hasta hakları temel insan haklarının sağlık hizmetine yansımasıdır (Hasta Hakları Yönetmeliği; Gülhan, 2007). Dünyada İlk kez 1980 yılında Dünya Hekimler Birliği tarafından yayınlanan Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi hasta haklarının dünyada somutlaştırılmasını sağlayan ilk belgedir. Daha sonra bu bildirgeyi 1994 yılında Dünya Sağlık Örgütünün Avrupa Bürosu'nun oluşturduğu "Avrupa hasta hakları geliştirilmesi bildirgesi" izlemiş daha sonrada 1995 yılında "Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi'nin" eksikliklerini gideren Dünya Hekimler Birliği "Bali Bildirgesi" ni yayınlanmıştır. Türkiye'de 01.08.1998 tarihinde 23420 sayılı resmi gazetede yayınlanmasıyla yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği ile de Türkiye'de hasta hakları yasal bir zemine oturtulmuştur. Dünya'da yayınlanan bu üç bildirgede ve Türkiye'de yürürlüğe giren yönetmelikte en önemli unsurlardan biri hastanın Bilgilendirilmesi ve Bilgilendirilmiş onamının alınmasıdır. Hastanın, hastalığının tedavisinin uygulanacağı kurumlar hakkında, hastalığı hakkında, hastalığı sürecinde uygulanacak tıbbi uygulamalar hakkında bilgi almak en tabii hakkıdır. Hasta hakları yönetmeliğinin yedinci maddesi hastanın sağlık hizmetlerinden nasıl faydalanacağını anlatırken, hastanın hastalığı hakkında bilgi alma hakkı "Genel Olarak Bilgi İsteme" adlı alt başlıkla onbeşinci maddede şu şekilde anlatılmaktadır: "Madde 15- Hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları, alternatif tıbbi müdahale usulleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ve hastalığın seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir". Yönetmelikte de özenle üzerinde durulan bilgilendirilmenin yapılması, hastanın hastalığını tanımasında ve hastalığa karşı mücadelesinde büyük önemi vardır. Hastalığın kronik bir hastalık olması ve hastanın hayatı boyunca bu hastalıkla yaşayacağı düşünüldüğünde hastanın bu konuda bilgilendirilmesi atlanılmayacak kadar önemli bir unsurdur. Bilgilendirmenin hastanın ruh sağlığı açısından da önemi büyüktür. Diyaliz hastalarının bilgilendirilme gereksinimleri üzerinde yapılan bir çalışmada tedavi sürecinde hastaların sağlık hizmeti uygulayan ekipten bekledikleri yaklaşımlar içinde öncelikli olarak hastalıkları hakkında ve uygulanan (uygulanacak) tedaviler hakkında sağlık ekibinden yeteri kadar bilgilendirilmedikleri şeklinde şikayetler olmuştur (Ünlüoğlu ve ark., 1997). Yeteri kadar bilgi sahibi olmayan hastanın hastalığının yanında ruhsal açıdan da kendini iyi hissetmemesi hastanın hastalığı sürecini de olumsuz etkilediği gibi hastanın tedaviye uyumunu da zorlaştıracaktır. Nitekim araştırma sonuçlarında da yeteri kadar bilgi sahibi olmayan hastaların öfke ve alınganlık gösterdikleri, bıkkınlık duygularının olduğu bulgulanmıştır (Ünlüoğlu ve ark., 1997). Bilgilendirme ve Bilgilendirilmiş onamın önemi ruh sağlığı çalışanları olarak psikologlarında etik yönetmeliğinde de önemle durulan maddelerden biri olması hastanın ruh sağlığına etkisinin kaçınılmayacak düzeyde önemli ve etkili olduğunun bir göstergesidir (Türk Psikologlar Derneği Etik Yönetmeliği, 2004; Eskin, 2000). Bilgilendirme ve Bilgilendirilmiş onam hastanın hakkını koruduğu gibi hekiminde hakkını korumaktadır. Hastalık ve tedavi hakkında verilen bilgi hastayı tedavi sürecine dahil ettiği gibi tedavi sırasında oluşabilecek olumsuz olaylara karşı ve hekimin üstüne düşen görevi yerine getirdiğine yönelik bir kanıt olarak da gösterilir. Bazı durumların hastaya bildirilmesi zor olsa da başarılı bir tedavi uygulamak için hastanın hastalığı ve tedavi basamakları içinde karşılaşacağı durumları bilmesi gereklidir. Hastanın hastalık tanısını kaldıramayarak intiharı düşünmesi, tedaviyi kabul etmemesi, başka hekimlere danışması gibi süreçlerde kişinin hastalığını daha kötü bir duruma sokmasına neden olabilir. Böyle durumlarda hastalığı kaldıramayacak hastalar için gerçeğin söylenmesi, hastanın daha fazla psikolojik ve fizyolojik sorunlar yaşamasına neden olabilir. Bu süreçte hekimin tutumu, hastaya yaklaşımı, hekimin hastasını iyi tanıması çok önemlidir (Erer, 2004). Hasta hakları yönetmeliğinin 19. maddesinde hastaya bilgi verilmesinin uygun olmadığı ve tedbir alınması gereken haller altında bir alt başlıkta mevcuttur. İlgili madde yönetmelikte şu şekilde geçmektedir: "Madde 19- Hastanın manevi yapısı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimalinin bulunması ve hastalığın seyrinin ve sonucunun vahim görülmesi hallerinde, teşhisin saklanması caizdir. Hastaya veya yakınlarına, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi verilip verilmemesi, yukarıdaki fıkrada belirtilen şartlar çerçevesinde tabibinin takdirine bağlıdır. Tedavisi olmayan bir teşhis, ancak bir tabip tarafından ve tam bir ihtiyat içinde hastaya hissettirilebilir veya bildirilebilir. Hastanın aksi yönde bir talebinin bulunmaması veya açıklanacağı şahsın önceden belirlenmemesi halinde, böyle bir teşhis ailesine bildirilir." İlgili madde her ne kadar durumun hastaya bildirilmesi hekimin insiyatifine bırakılsa da "Tedavisi olmayan bir teşhis, ancak bir tabip tarafından ve tam bir ihtiyat içinde hastaya hissettirilebilir veya bildirilebilir." ifadesi durumun hastaya hissetirilmesi yani hastanın bilgilendirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Böyle zor durumlarda hekimin mümkün olduğunca hastasını dinlemesi, hastayla empati kurması, hastanın psikososyal yapısını göz önüne alarak hastaya yaklaşması ve hastanın tedavi aşamalarına gönüllü katılımını sağlayarak hastanın kafasında hastalığıyla ilgili soru işareti kalmayacak şekilde hastalığı hakkında bilgi vermelidir. Kronik hastalılar diğer hastalıklara göre anlatılması sırasında hekimin daha fazla anlayış ve sabır göstermesini gerektirir. Hastayı mevcut duruma göre ne fazla umutlandırmak ne de umutsuzluğa sürüklemek gerekir. Önemli olan hastayı tedavi basamaklarına biran önce dahil etmektir. Bu durum hekimin en önemli görevidir. Hekimin yerine getirmesi gereken etik yükümlülüğüdür (Erer, 2004). "Etik, üzerinde fikir birliğine varılmış bir değerler bütününün yapı standartları olarak düşünülür. Profesyonel bir grup, halkın güveni ve mahremiyeti elementlerini içeren bir etkinliği üzerine almayı talep ettiğinde; hüküm süren değerleri, halk ve birbiri ile ilişkilerinde, üyelerinin beklentilerini yapılandırmaya hizmet edebilen bir etik standartlar bütününe dönüştürmek zorundadır" (Sezgin, Yılmaz, 2001). Bu amaçla sağlık alanında kullanılan "tıbbi etik" kavramı bu değerler bütününün tıp alanında adıdır (Arda, 2007). Hasta - hekim, hasta - sağlık politikası arasında ortaya çıkan değer sorunlarıyla ilgilenir. Hızla gelişen teknoloji, karmaşıklaşan sağlık sistemi ve bu süreçte insan onurunun ve bütünlüğünün korunmasındaki zorluklar toplumda birtakım kurallar getirmeye zorlamıştır (Gülhan, 2007). Bu kurallar kapsamında ortaya çıkan hasta hakları yönetmeliği günümüz koşullarında mağduriyetin önlenmesi için önemli bir kaynaktır. Hastaya gösterilmesi geren saygının yazılı metnidir. Tıp etiğine, yasa ve yönetmeliklere göre hastanın bilgilendirilmesi, tıbbi giriş yapılacaksa bilgilendirilmiş onam'ının alınması sağlık çalışanlarının görevidir (Gülhan, 2007). Bu nedenle sağlık çalışanları arasında yapılacak etik ağırlıklı bilinç yükseltme faaliyetleri etik uygulamaların yaygınlaşmasını sağlayarak alandaki eksikliklerin giderilmesini de sağlayacaktır. KAYNAKLAR: Aker, A.T.(2000). Temel Sağlık Hizmetlerinde Psikososyal Travmaya Yaklaşım.Wyeth'ın katkılarıyla. Arda, B. (nd.) Tıbbi Etik: Temel Kavramlar ve Meslek Sorunlarımız. Elde edilme tarihi Kasım 14, 2007, www.toraks.org.tr/mesleki-kurslar-1-ppt-pdf/B.Arda.pdf Buckley, C.T..; Gren, L. B.; Schnurr, P. S. ( 2004) Truma, PTSB and Phsical Health: From Assessing Psychological Trauma and PTSD. J.P. Eilson, M.T Keane (Ed.). Ney York London: Academic Pres. Budak, S.(2000). Psikoloji Sözlüğü. Bilim ve Sanat Yayınları. Ankara. Dünya Sağlık Raporu (1997). 21. Yüzyılda Yaşam Herkese Ortak Bakış Özet Rapor. B. Metin (Ed.) Ankara: Sağlık Bakanlığı, Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı Erer, S. (2004). Meme Kanserinde Hasta- Hekim İlişkileri ve Etik İkilemler. Türkiye Klinikleri. 12, 263-269. Eskin, M. (2000). Türkiye'de Psikoloji Uygulama, Araştırma ve Yayınlarında Etik İlkeler: Tartışma V.- Klinik Psikolojide Etik Uygulamalar-, Türk Psikoloji Dergisi, 15(45), 81-83. Gülhan,Y. (nd.). Hastaların Bilgilendirilmesi ve Bilgilendirilmiş Onam. Elde edilme tarihi Kasım 14, 2007, http:// www.sabem.saglik.gov.tr/Akademik_Metinler İrgil, E. (nd.) Kronik Hastalıklar Epidemiyolojisi.Elde edilme tarihi Kasım 14, 2007, http://www.halk sagligi.uludag.edu.tr/emel_irgil_3011/kronik_hast_epidemiyolojisi.pdf. Kublerr-Rose, E. (1997).Ölüm ve Ölmek Üzerine. İstanbul: Boyner Holding Yayınları. Okanlı, A. (2004). Kadınlarda Mastektominin Psikososyal Etkileri. Uluslar arası İnsan Bilimleri Dergisi. 1,1. Önal, EA.(nd.) Kronik Hastalıkların Epidemiyolojisi.Elde edilme tarihi Kasım 14, 2007, http://www.publichealth.pitt.edu/supercoursePPT/4011-5001/4141.ppt. Sezgin, N.; Yılmaz, B. (2001). Psikoloji Etiği.-Psikoloji Mesleğinin Etik İlkeleri: Türkiye'deki Duruma Bakış ve Öneriler. Türk Psikoloji Bülteni 10( 23), (Aralık), 203- 207 Ünlüoğlu, G.; Özden, A.; İnce, E. ( 1997). Diyaliz Hastalarının Bilgilendirilme Gereksinimleri. Türk Nefroloji ve Transplantasyon Dergisi. 3(4) 125- 130. Türk Psikologlar Derneği Etik Yönetmeliği (2004). Türk Psikoloji Bülteni, 10(33), 20-34 TC Sağlık Bakanlığı(nd.). Hasta Hakları Yönetmeliği. Elde Edilme tarihi Kasım 14, 2007, http://www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhak/orta/um_hastahaklari.pdf.
|