Bursa'da Son Deprem

Ahmet Cevdet Paşa'dan Bir Deprem Tasviri

Tezâkir

Bursa, merkez üssü olarak yıkıcı bir depremi en son 145 yıl önce yaşadı. 1855 yılının 2 Şubat günü 7,5 şiddetindeki deprem ile sarsılan Bursa, henüz toparlanmaya fırsat bulamadan aynı yılın 11 Nisan günü 7,0 şiddetinde ikinci bir depremle sarsıldı. Ancak depremin hemen ardından patlak veren yangınlar, Bursa'nın asıl felaketi oldu.
Ünlü tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'nın Tezâkir'i Bursa'nın geçmişinde, 17 Ağustos 1999 tarihine dek pek çoğumuzca unutulmuş bir tarih kesitine ışık tutuyor.

ahmud Nedim Paşa'nın ber-vech-i bâlâ Sayda valisi olduğu gün tesadüfat-ı garibeden olarak bir hareket-i arz vuku' buldu. Şöyle ki ol gün Hariciye dâiresinden çıkıp huzur-ı Sadr-ı âlîye giderken gayet şiddetli bir zelzele vuku'a geldi. Küttabın kimi kağıd ve kalem ve kimi mıkraz ya kalemtraş ellerinde olduğu halde Bâbıâli meydanına uğradılar. Davud-paşa Camii'nin son cemaat yerinde iki kubbesi indi ve bir hayli kârgir binalar sakatlandı ve kârgir hanların bâzılarında birçok odalar yıkıldı. Kal'a divarlarının bâzı mahalleri ayrıldı. Herkes valih ve hayran kaldı.

Kırk elli dakika mürûrunda saniyen ve andan on beş dakika mürûrunda salisen birer hafifçe zelzele vuku' buldu. Ol günün gecesinde dahi arasıra zelzeleler vuku' bulduğu gibi ferdası perşenbe günü dahi iki def'a zelzele vaki' oldu. Bunlar eğerçi hep hafifce geçdiyse de tekerrür ve tevâlisi hasebiyle halka azîm havf ve dehşet geldi.

Meğer mesâibin büyüğü Bursa'da vuku' bulmuş.

Buradaki hareketler oradaki zelâzil-i şedidenin serpintisi imiş. Şöyle ki Bursa'da mezkûr çarşanba günü saat yedi buçuk kararlarında hava gayet berrak iken birden bulutlar zuhur ile gökyüzü kararıp dört taraftan rüzgârlar eserek ve şimşekler çakıp yağmur yağarak misli görülmedik fırtınalar zuhur etmekle beraber batı tarafından bir kara bulut peyda olup on dakika kadar ol mertebe karanlık olmuş ki kâtibler yazı yazamaz olmuşlar ve bu arada öyle şiddetli bir saika düşmüş ki ahali memleket batıyor sanmışlar. On dakika sonra yâni saat dokuzu çeyrek geçerek hareket-i arz başlayıp otuz saniye kadar sürmüş ol hâlde ahali bulundukları yerlerden çıkıp kaçmağa yüz tutmuşlar ise de yürürken yokuş yukarı çıkıyor gibi bir hâle gelerek ne yapacaklarını ve nereye gideceklerini şaşırmışlar.

Sultan Osman ve Sultan Orhan türbeleri takımiyle ve Sultan Murad-ı sani ve Yıldırım Bayezid Han Cami-i şerfilerinin minareleri ve Ulu Cami'in yedi aded kubbesiyle iki minaresi ve sair cami'lerin dahi minareleri hep münhedim olmuş ve sultan Murad-ı evvelin inşha-kerdesi olan Urganlı Köprüsü'nün bâzı mahalleri sakatlanmış ve subaşı köprüsü üzerinden mürur ve ubur mümkin olmıyacak mertebe yanlmış. Harir fabrikaları yıkılmış ve nice hanumanlar harab olmuş.

Kal'anın bir tarafındaki divar göçüp altındaki yahudi hanelerini basdırmakla hayli nüfus telef olmuş ve altında kalan yıkıntılardan gece harik zuhur ile otuz kadar hane ve bir iki dükkan yanmış ve hareket-i arzın arkası kesilmeyip kaplıcalardan bâzılannın suları çekilmiş ve bâzılarının suları çoğalmış. Ahali çadırlar ile bahçelerde ve kırlarda ikamete mecbur olmuş.

Recebin yirmi üçüne kadar lâ-yenkatı' ara-sıra haraz-ı arz vuku'a gelip eğerçi evvelki gibi şiddetli olmadığından ahali hanelerine avdet ve çarşı ve pazara giderek işlerine müdavemet eder olmuş iseler de sakat ve tehlükeli hanelere girmekten ictinab ederler imiş.

ecebin yirmi üçüncü gününün akşamı yâni yirmi dördüncü perşenbe gecesi saat biri on dakika geçerek bir güherçile buharı peyda olup beş dakika sürmüş. Neden hâsıl olduğu ve olacağı bilinemeyip herkes havf-ü dehşet üzere iken birdenbire bir zelzele-i şedîde zuhura gelmiş. Memleket gûya bir şiddetli fırtınada iki büyük dalga arasında kalan gemi gibi sallanır ve binalar bir iki arşın ileri ve geri gidip gelir olmuş. Bu vechile hareket-i arz iki dakika kadar sürmüş. Artık herkes ne yapacağını şaşırmış. Ana evlâdını ve evlâd anasını gayb edip sersem ve ser-gerdan olarak sokaklara düşmüşler.

Kârgir binalar harab olmuş. Çarşı denilen Demirkapı ise bütün bütün yıkılmış. Nâsın emvâl ve eşyası yıkıntılar altında kalmış. Kimesne maline sahib olmak üzere yanına varamaz imiş ve bu yıkıntılardan gece harik zuhur ile üç dört kol olup eğerçi birkaçına yıkıntılar mani' ve hail olarak muntafi olmuş ise de Kayağan çarşısı'nda külliyetli kereste olduğundan oraya sirayet eden âteşin itfası kabil olamayıp Tatarlar denilen mahalleye kadar sirayet ile bin beş yüz kadar hane ve dükkan külliyetli emvâl ve eşyalariyle beraber muhterik olmuş.

Dört yüz elli seneden beri kaim ve metanet ile meşhur olan Su-başı ve Urganlı köprüleri kâmilen yıkılmış. Gök-dere suyu vakt-i feyezanında Keşiş dağından yirmi otuz kıyyelik kayaları sürükliyerek getirip bu köprülere çarpar olduğu halde bu kadar yüz yıllardan beri yerleri sakatlamamış iken iki dakika zarfında bu köprülerin bütün-bütün münhedim oluvermelerinden zelzelenin derece-i şiddeti istidlhal olunabilir. Bursa'da bu zelzele-i şedidenin zuhurunda Dersaadet'te dahi pek şiddetli bir hareket-i arz vuku' buldu ve herkese mucib-i dehşet oldu.

Bundan sonra dahi Bursa'da al'ed-devam hafice zelzeleler vukuiyle pek çok yerlerden sular çıkmakta ve arasıra derinden sanki büyük yıkıntı gürültüleri ve gûya on beş top birden patlıyor gibi dehşetli sadalar işitilmekte imiş. Bunların âsârından olarak Recebin yirmi altıncı cumartesi gecesi İstanbul'da dahi bir hareket-i arz vuku' buldu. Lâkin hafifce geçti. Elhâsıl bunca yıllardan beri imarına çalışılan güzel Bursa şehiri kâmilen harab olmuş ve bu zelzelelerden Mihaliç'de dahi küllî zâyiât vuku' bulmuştur.

Devlet-i âliyenin pay-i taht-ı kadimi olan Bursa'nın böyle harab olması sahihen mucib-i teessüf-i azîm mevaddandır. Buna dair Fuad Efendi'nin bir şairane sözü vardır ki "Osmanlı tarihinin dibacesi zayi' oldu" deyu teessüf eylerdi. Lâkin garibdir ki lisanen böyle te'essüf edip dururken Bursa'nın ahvalini tahkik için bir memur gönderilemedi.

Çünki biz Rusya muharebesiyle ve daha doğrusu Mehmed Ali Paşa tarafından Sarraf Mıgırdıç'a verilmiş senedlerin tatbik mührü mes'elesiyle meşgul idik. Ber-vech-i bâlâ Bursa'da ol zelzele-i şedide vuku' bulurken Gemlik vapuru kalkıp Dersaadet'e geldi ve açıktan Bursa üzerinde bir ateş gördüğünü haber verdi. Volkan zuhuruna haml olundu. Sonra yangın olduğu haber alındı. Yine kayd olunmayıp oradan tahrirat vüruduna intizar olundu. Bursa'daki halk ise can ve başları kaygısına düşerek vaktiyle İstanbul'a kâğıd yazamayıp dokuz gün sonra tahrirat-ı resmiyye gelebildi.

Halbuki İngilizler Bursa ahalisine iâne için derhâl iki gemi ekmek ile bir hayli akçe göndermiş olduklarını on gün sonra Bursa vücuhundan Dersaadet'e gelen Tahir Ağa maâ-tessüf haber verdi.

Artık ecnebilerden utanır olduk ve hele hilâl-i recebde Bursa'da zelzeleden musab olanlara iâne akçesi toplamak üzere beyn'el-vükelâ bir defter açıldı. Biz ne vakit hâb-ı gafletten uyanacağız. Rusya muharebelerinde atılan topların sadaları bizi uyandırmadı. Acaba Bursa'nın kudret topları da uyandırmıyacak mı. Hayır. Heman Cenab-ı Hak bizleri ikâz ve ıslâh eyleye.

(Başa Dön)   Ana Sayfa