Aktualite
 

 

 

uludağ'da sanal bir gezi

 

Bu sayfanın amacı yılların dağcılarına, zaten avuçlarının içi gibi bildikleri Uludağ'ı anlatmak değildir. Şayet yıllardır Bursa'da oturup ta kış mevsimi dışında Uludağ'a hiç çıkmadıysanız, Uludağ'da kayaktan başka hiçbirşey yapılmayacağını düşünüyorsanız veya son zamanların moda aktivitesi olan doğa yürüyüşlerine merak sardınız da başlangıcı Uludağ'da yapmayı planlıyorsanız ve son ihtimal olarak dağlara ilgi duyuyor ancak evinizden ve bilgisayarınızın başından ayrılamıyorsanız, bu sayfada size ilginizi çekebilecek sanal bir Uludağ gezisi hazırlamaya çalıştık.

Gezimize başlamadan önce şunu belirtmeliyiz ki, doğa yürüyüşleri cidiye alınması ve bilinçli yapılması gereken aktivitelerdendir. Hava ve doğa şartlarının iyi hesaplanması, gidilecek bölge koşullarına uygun ekipmanlar bulundurulması, yeteri kadar ve uygun yiyecek - içecek tüketilmesi, iyi bir yön duygusu ve sağlam bir kondisyon, bu işte başarmanıza yardımcı olacak faktörlerdendir.

Uludağ, Türkiye'nin yüksek dağlarından birisi değildir. Uludağ, zirvesine ulaşılması zor dağlardan birisi de değildir. Ancak, dağcı ve doğa yürüyüşçülerinin seyrek olmayarak kaybolma tehlikesi atlattıkları veya kayboldukları, mahsur kaldıkları bir dağdır.

Uludağ'a mutlaka bir rehber vaya bölgede daha önce deneyimi olan bir arkadaşınız ile birlikte gitmenizi öneririz!

Eğer karda yürümek istemiyorsanız, normal koşullarda geçmiş bir kış mevsiminin ardından Mayıs sonu itibariyle yürüyüşünüzü planlayabilirsiniz. Uygun kıyafet, malzeme ve yiyecekleri de temin ettiyseniz, artık geziye hazırsınız demektir.

Zirve yürüyüşü için değişik yollar denenebilirse de en pratik yol Volfram - Uludağ Tepe Rotasıdır. Volfram Tesislerine Oteller bölgesinden yarım saat kadar süren zahmetli bir araba yolculuğundan sonra ulaşılıyor. Hemen ifade edelim ki, Volfram tesislerinin arazisinden geçiş izne tabi. İzni Bursa'daki Etibank Müdürlüğü'nden almanız gerekiyor. İzni alabilirseniz, aracınızla Kar Çukuru denen mevkiye kadar çıkıp, zirve hasretinizi oldukça kısaltabiliyorsunuz. Aksi takdirde, aracınızı tesislerin önündeki alanda bırakıp yürüyüşe buradan başlamanız gerekiyor.

Volfram Maden Tesislerinin sahasını terkettikten sonra stabilize yoldan bir miktar yukarı çıktığınızda, vardığınız ilk düzlükte, bir krater ağzını andıran derin ve geniş Kar Çukuru'nu göreceksiniz. Kar Çukuru'nun solundaki yamaçta sizi Keşiştepe'nin altındaki sırta götürecek dik ve dolambaçlı patikanın başlangıcını bulacaksınız. Uludağ'a tırmanış serüveniniz bu noktada başlayacaktır.

Eğer Uludağ'a yabancı iseniz veya sık yürüyen bir kişi değilseniz, bu noktadan zirveye kadar olan rotada sizi en çok yorabilecek ve dikkatli olmanızı önerdiğimiz bölüm bu patikanın çıkışıdır. Zira patika, bir hayli dik ve dolambaçlı olmasının yanısıra gevşek taş ve kayalık zeminden oluşmaktadır. Bu yüzden kayma riski ve varsa arkadan gelenlerin üzerine taş yuvarlama tehlikesi vardır.

Patika üzerinde yükseldikçe Kar Çukuru'nun ürpertici güzelliği ile karşılaşacaksınız. Bir yandan da Keşiştepe ve üzerindeki zirve kulübesinin ayrıntıları belirginleşmeye başlayacaktır.

Kar Çukuru'nun üzerindeki sırta yaklaştıkça, Keşiştepe'nin üzerindeki zirve kulübesi artık neredeyse elinizle dokunabileceğiniz bir yakınlıktadır(!). Kimileri "Hazır gelmişken şu kulübenin yanına da bir çıksak mı acaba?" diye düşünebilir. Ancak, bu isteğinizi bir başka sefere ve diğer bir rota olan Kuşaklıkaya - Sırt Hattı yürüyüşüne saklamanızı öneririz.

Artık sırta ulaşmanız için sadece birkaç metre kaldı. İşte burası 1 - 2 dakikalık mola vermek için uygun bir yerdir. Sıvı takviyesi yaparken, sizin kadar usta olmayan ve halen patikanın çeşitli kademelerinde size yetişmeye çalışan ekip arkadaşlarınızı bekleyebilirsiniz.

Artık sırttasınız. Şöyle bir çevrenize baktığınızda, neden parkurun en zor kısmını geride bıraktığınızı anlayacaksınız. Ancak durum hiç de öyle değildir. Zira bu önünüzde uzanan uçsuz bucaksız düzlük, Uludağ'ın hiç de seyrek olmayan ani sis basmalarında çok kişinin kaybolma tehlikesi atlattığı bir bölgedir. Bu yüzden, iyi yürekli dağcıların sizler için yaptığı, ancak bir kısmı kötü niyetli dağcılar(!) tarafından tahrip edilmiş olan "dikme taş" yığınlarını mutlak surette izlemenizi ve ekibiniz ile mesafenizi açmamanızı öneririz.

Yürümeye başlamadan önce çevrenize bakınmaya devam ediyorsunuz. İşte sağınızda (Güneybatınızda) üzerinde zirve kulübesiyle Keşiştepe'yi (Küçük Zirve) tekrar görüyorsunuz. Bulutsuz bir havada İzmir veya İstanbul'dan gelirken, Bursa'nın sırtını dayadığı yamaçların en gerisinde ve sisler arasında görüp te yanılgıyla "İşte Uludağ'ın zirvesi bu olmalı" dediğiniz Keşiştepe şimdi ne kadar da mütevazı duruyor!

Yürüyüşe devam etmeden önce Kar Çukuru'na bir de kuşbakışı bakmaya ne dersiniz? Ancak bu bölgede zaman zaman esen sert rüzgarları da hesaba katmanızı ve uçuruma çok fazla yaklaşmamanızı öneririz.

Yeterince dinlenmiş olmasınız. Artık hafif bir ter antrenmanını andıracak zirve yürüyüşünüze devam edebilirsiniz. Önünüzde geniş bir düzlük uzanıyor. İzlediğiniz patika yer yer belirsizleşebilir, "dikme taş" yığınlarının kılavuzluğuna lütfen uyunuz ve sise karşı dikkatli olunuz.

Oldukça düz olan yürüyüş parkurunuzu kesintiye uğratacak olan ilk yükselti karşınızda duran Rasatdüzü Tepesidir. Patika tepe'nin eteklerinden geçerken bir ara, vahşi batı filmlerinden çıktığı izlenimini veren bir tabelaya rastlayacaksınız. Tabela size bu yükseltinin gerçekten de Rasatdüzü Tepesi olduğunu söyleyecek ve pek de inandırıcı gelmeyen birtakım rakım bilgileri verecek. Ama siz siz olun, zaten yüksekteyken yükseklikler, bir de mesafeler konusunda kesin fikir yürütmeyin.

Rasatdüzü Tepe'yi geçtikten bir süre sonra Karataş Silsilesi karşınıza çıkacaktır. Silsile içerisinde en yükseği olan Karataş Tepesi, heybeti ve dizi kayalıklardan oluşan taçlı zirvesi ile bu noktaya kadar hala Uludağ'ın zirvesini göremeyen ve sabırsızlananlar için son bir tuzaktır. Nitekim, Uludağ'a ilk kez gelen bazı dağcı grupların Karataş Tepesi'ne çıktıkları ve burada zirve direğine benzer bir yapıyı da görünce yanılgılarını asla farkedemeden şehrimizden mutlu bir yorgunlukla ayrıldıkları da bir gerçektir. Ancak birazdan zirveye varıp ta yüzünüzü Karataş tepesi'ne çevirdiğinizde siz bile zirvenin hangisi olduğuna karar veremeyeceksiniz.

Bu kadar yol geldiğiniz halde hala zirveyi görememiş olmanın yarattığı gerginlik ile yürürken önemli bir yol ayrımına vardınız. Burası, içinizde zirve yapmak veya Uludağ göllerine gitmek arasında kararsız kalarak yola çıkmış olanlarınız için kesin bir tercih yapma noktasıdır.Gerçi antrenmanlı bir kimse için ikisini de aynı gün yapmak işten değildir ancak ilk seferde kendinizi fazla zorlamamanızı öneririz. "Dikme taş" yığınının solundan ileriye ve yukarı giden patika sizi göllere götürecektir. Diğeri ise zirveye devam edecektir.

"Dikme taş" yığınının sağından ve aşağı devam eden patikayı seçerek zirve yolunda devam etmeye karar verdiniz. Bu patika sizi Karataş Silsilesinin eteklerinden geçirecektir. Silsilenin en sonunda taçlı zirvesi ile az önce hepimizi yanıltan Karataş Tepesi artık çok yakınımızda ve sanki heybetinden birşeyler kaybetmiş gibi. Burada patika irili ufaklı koyaklardan geçiyor ve neredeyse tamamen kayboluyor. Patikayı kaybetseniz bile Karataş Tepesi'ne doğru yükselerek yürümenizi öneririz.

Karataş Tepesi'nin eteğini döndünüz, ve işte! Uludağ Tepe yani Uludağ'ın zirvesi, 2542 m yüksekliği ile rotanız boyunca ilk kez ve sonunda karşınızda! Zirve dediğiniz böyle sürpriz gibi olmalı değil mi? Fakat siz hayal kırıklığına uğradınız! "Hasan Dağı" veya "Kızlar Sivrisi" ni göreceğinizi umuyordunuz. Ancak haksızlık ediyorsunuz! Uludağ Tepe'nin bir de kuzeydoğu yüzüne bakmadan karar vermemenizi öneririz.

Karataş Tepesi ile Uludağ Tepe'nin boyun noktasına çıkıp sırt hattından zirve tekrar baktığınızda ona ne kadar haksızlık ettiğinizi anlıyorsunuz. Uludağ size bir sürpriz daha yapıyor!

Sırt hattında biraz daha yükseldikten sonra Uludağ Tepe'nin zirveden Karagöl'e dek inen kesintisiz ve muhteşem kuzeydoğu duvarını tüm çıplaklığıyla görüyorsunuz.

Bulunduğunuz noktada, kuzeydoğu duvarının hemen altındaki Karagöl'ün bir parçasını da görmeniz mümkün.

Zirveye artık az bir yolunuz kaldı, bu noktadan gördüğünüz her şey zirveden daha güzel görünecektir. Tırmanışa sırt hattından devam ediyorsunuz. Sol yanınızdaki kayalık setin sarp kuzeydoğu duvarı ile sonlandığını bir kez daha anımsatmalıyız. Mutlu sona bu kadar az kalmışken kim bir aksilikle karşılaşmak ister?

Geriye dönüp son bir kez baktığınızda Karataş Tepesi'nin taçlı zirvesini görüyor ve gerçek zirvenin hangisi olduğuna ilişkin az önce yaşadığınız tedirginlik şöyle bir yokluyor. Ancak içinizi ferah tutmanızı öneririz, zira jeolojik bir sürpriz olmadığı sürece Uludağ Tepe bu ünvanı birkaç metre fark ile elinde bulunduracaktır!

Zirve çubuğuna ulaştığınız an Uludağ ile dost olduğunuz andır. Bu dostluğu pekiştirmek için zirve çubuğunun hemen dibinde, taşların altındaki metal bir kutunun içine saklanmış olan zirve defterine birşeyler yazmaya ne dersiniz?