Selim Meme Hastalıkları

Uzm.Dr.Volkan Tümay, Genel Cerrahi Uzmanı
(Acıbadem Bursa Hastanesi)

07.08.2006

Bayanların en sık karşılaştığı ve korktuğu hastalıkların başında meme kanseri gelmektedir. Bu nedenle her ay birçok bayan eliyle yeni fark ettiği kitle ya da ağrı nedeni ile polikliniklere endişe içinde başvurmaktadır. Öncelikle iyi haber; bu hastaların hemen %90'ında kanser çıkmamakta, iyi huylu problemlere rastlanmaktadır. Kötü haber ise kanserde ağrı çok nadir görülen bir durumdur, yani belirti vermediğinden geç tanınmaktadır. Bu yazımda sizlere en sık karşılaştığımız bu iyi huylu meme hastalıklarını aktarmaya çalışacağım, böylece hanımlarımızın yersiz endişelerini giderebileceğimi ümit ediyorum. İyi huylu meme hastalıkları dediğimiz, aşağıda adı geçen durumlardır:

  • Fibrokistik değişiklikler
  • Selim tümörler, tümöre benzer lezyonlar
  • İnflamatuar ve enfeksiyöz hastalıklar
  • Duktal ektaziler
  • Jinekomasti

Kliniklere başvuran hastaların büyük çoğunluğunda iyi huylu meme hastalıkları saptanmaktadır. Geçen zaman içinde memenin iyi huylu oluşumları iyice incelenmiş ve bu konudaki bilgilerimiz oldukça gelişmiştir. İyi huylu bu oluşumlar artık hastalık tanımından çıkarılarak "Normal gelişme ve gerileme sürecindeki sapmalar veya değişiklikler" olarak adlandırılmıştır. ANDI sınıflaması olarak da bilinen bu sisteme göre:

  • Erken üreme dönemi <25 yaş
  • Olgun üreme dönemi 25-40 yaş
  • Gerileme (dejenerasyon) dönemi >40 yaş

Her dönemin kendine özgü özellikleri ve bu normal durumlardan sapmalar söz konusudur. Mesela;

Erken üreme döneminde meme dokusu oluşumu ön plandadır. Bu gelişmekte olan süt bezi ve süt kanallarının kontrolsüz gelişmesi sonucu çok sert, ağrısız, düzgün sınırlı kitleler oluşabilir. Fibroadenom veya halk arasında beze olarak adlandırdığımız bu kitleler kansere dönüşmezler, büyümeye devam ederek normal meme dokusunu iterler ve şekil bozukluğuna yol açarlar.

Olgun üreme döneminde adetlere yol açan aylık hormonal değişiklikler ön plandadır. Bu ciddi hormonal değişimler aybaşı kanaması olarak dramatik bir görüntü ile etkilerini gösterirken aynı hormonal değişiklikler memeyi de etkilemektedir. Bu hormonlar her ay rahmi gebelik için hazırlarken memeleri de süt verebilmek üzere yeniden yapılandırır, gebelik gerçekleşmeyince de tüm işlemler iptal edilir. Bu durum rahimden aybaşı kanaması olarak kendini belli ederken memelerde gözle görülür bir değişiklik yoktur ancak değişim aslında o kadar ciddidir. Böylesine ciddi bir etkileşimin her ay yaşandığı düşünülürse memede şişkinlik, ağrı şikayetlerinin aslında ne kadar normal olduğu daha rahat anlaşılabilir. Nitekim bu dönemde ağrı, memelerde dolgunluk ve meme başı akıntıları görülebilmektedir.

Gerileme döneminde, vücut yavaş yavaş gebelik ihtimalini azaltacak şekilde değişime uğrar ve memelerde süt üretme için daha az hazırlık yapmaya başlar ve dejenerasyona uğrar, meme dokusu ağırlıklı olarak yağ dokusu ile dolar.

Burada önemli olan mevcut bulgunun içinde bulunduğu döneme özgü olup olmadığıdır. Mesela 20'li yaşlarda görülen fibroadenomların 50 yaşındaki bir bayanda ortaya çıkması şüphe vericidir. Tüm sınıflamalar bir tarafa bırakacak olursak hastalarımızın şikayetleri genellikle ağrı, kitle ve meme başı akıntıları olmaktadır. Kliniklerde en sık rastladığımız durumlar ise adet dönemi meme ağrısı, kistler, fibroadenomlar (beze) ve normal meme dokusudur.

Mastalji

Meme ağrısıdır. En sık karşılaşılan şikayettir ancak tamamı gerçek meme ağrısı değildir. Safra kesesi, kalp ağrısı, boyun fıtığı veya kaburga eklem yerleri iltihabı nedeni ile de olabilir. Gerçek sebebi bilinmemekle beraber özellikle 25-40 yaş arasında görülmesi hormonal etkiyi düşündürmektedir. Sevindirici tarafı ise nadiren meme kanseri ile ilişkili olmasıdır. Bu hastalarda tesadüfen eşlik eden bir kanser olup olmadığı muayene ve radyolojik tetkiklerle araştırılır. Tedavide diyet düzenlemesi genellikle yeterli olmaktadır, daha ileri durumlarda basit esansiyel yağ asidi verilmesinden hormon düzenleyici ilaçların kullanılmasına kadar tedavi seçenekleri uygulanır. Meme ağrısına eşlik eden kitle bulunursa altın standart olan üçlü tanı testi uygulanır ki bu da; muayene + radyolojik tetkik + patolojik incelemeyi içermektedir.

Fibroadenom

Bir meme süt bezinin aşırı büyümesi ile oluşan kitlelerdir. Halk arasında beze olarak bilinir. Meme kanseri ise tek bir hastalıklı hücrenin aşırı çoğalması sonucu oluşur. Erken üreme döneminde oluşurlar ve yıllarca aynı boyutta kalabilir ve gerileme döneminde küçülebilirler. Ancak bazıları büyümeye devam ederler ve memelerde şekil bozukluğuna yol açarlar. Çok tipik sert, ağrısız, düzgün sınırlı ve hareketli kitlelerdir. Bununla birlikte nadiren klinik olarak yanlış tanınabilirler. Gerçekten de fibroadenom ön tanısı ile takip edilen bazı hastaların ileri tetkikler sonucunda aslında kanser oldukları saptanmıştır. Bu yüzden tipik bile görünse kitle olarak kabul edilmeli ve üçlü tanı yöntemi uygulanmalıdır. Genel anlamda biz 35 yaş üzerindeki kişilerde rastlanan fibroadenomların (bezelerin) çıkarılmasını önermekteyiz. Daha genç yaştaki kişilerde görülen fibroadenomların takip edilmesi, klinik şüphe olmaması halinde kabul edilebilir bir yöntemdir.

Kistler

Gerçek sıklığı bilinmemekle beraber her 10 kadından birinde şikayete yol açan kist vardır ve kadınların yaklaşık %60 kadarında fark edilmemiş ya da şikayete yol açmamış kistler bulunmaktadır. Kist; süt bezinin içinin sıvı ile dolması sonucu ortaya çıkan keseciktir. Sert, yuvarlak kitle olarak ele gelir. İçindeki sıvının rengi genellikle sarı, yeşil ya da kahverengidir.

Büyüklük ve çokluğa bağlı olarak ele tek kitle yada bölgesel dolgunluk, şişkinlik olarak gelebilir. En sık şikayet gene ağrıdır. Ağrı kistin ani şişmesine bağlı olarak oluşabileceği gibi kistin patlaması sonucu etrafa yayılan kist sıvısının tahrişi sonucu da olabilmektedir. Büyük ve komplike kistler içi boşaltılarak tedavi edilirken içeriği kanlı olanlar hücresel değerlendirme yapılmak amacıyla patolojik incelemeye gönderilir.

Sorular ve Cevaplar

Daha anlaşılır olması açısından en sık merak edilen konuları soru cevap şeklinde açıklamanın daha faydalı olacağı kanaatindeyim.

Soru : Meme ile ilgili şikayetlerde hastalar kimlere başvurmalıdır?
Cevap : Meme, görüntü olarak hem cinselliği yansıtan hem de annelik duygusunun temelini oluşturan bir organ olarak kadınlar için vazgeçilmez ve olağanüstü bir değere sahiptir. Böylesine değer verilen bir organın hastalık ve şikayetleri de bu anlamda çok nazik bir durumdur. Öncelikle bayanlarımız bu muayeneden çekinmektedir, dahası bu organda çıkabilecek her türlü sorun veya hastalık cinselliklerine veya annelik statüsüne olan travmadır. Bütün bunlar göz önüne alındığında meme ile ilgili bir hastalık tanısı koymak, yargıya varmak ve tedavisini planlamak doktorlar için çok hassas bir konudur. Genel cerrahlar, özellikle de meme üzerine deneyimi olan cerrahlarla bağlantı kurmak gerekmektedir. Burada önemli olan konu memenin tek kişi olarak değil, deneyimli bir ekip tarafından ele alınması gerekliliğidir. Bu ekip içinde radyolog ve patolog bulunmaktadır. Kanser saptanan olgularda bu ekip içine onkolog ve radyasyon onkoloğu dahil olmaktadır. Hastalarımıza hem muayene, hem radyolojik yönlendirme hem de patoloji ile aynı çatı altında bir defada sonuç alabilecekleri merkezlere başvurmalarını öneririm.

Soru : İyi huylu meme hastalıkları denince neler anlaşılır?
Cevap : Fibrokistik değişiklikler, iyi huylu meme tümörleri, meme enfeksiyonları, memede büyüme anlaşılmalıdır.

Soru : Fibrokistik değişiklik hastalık değil midir?
Cevap : Tıpta en önemli adım bir şeyin adını koymaktır, tanımlamaktır. Ondan sonra tanı ve tedavi basamakları gelişir ve geliştirilir. Fibrokistik meme yapısı 1800'lü yılların ortalarında hastalık olarak tanımlanmış ve bu tanım adı altında birçok kadına 1920'lerde gereksiz meme ameliyatları yapılmıştır. 1985 yıllarında fibrokistlerin normal bir meme dokusunda olabileceği kanıtlandıktan sonra hastalık tanımından vazgeçilmiş ve değişiklik adı verilmiştir. Buna göre bu durum normal memenin abartılı bir şeklidir de denebilir.

Soru : Fibrokistik değişiklik kist mi demektir ?
Cevap : Evet ama yalnızca kistler değil daha birçok durumu da kapsamaktadır. Mesela memenin iyi huylu tümörleri olarak tanımlanan bazı hastalıklar artık bu değişiklikler kapsamında ele alınmaktadır.

Soru : Halk arasında kist, ur ile hatta kanser ile aynı anılmaktadır. Gerçekte kist nedir, neden oluşur?
Cevap : İçi su dolu keseciklere tıpta kist denmektedir. Burada meme yapısını bilmek önemlidir. Meme, süt bezi ve sütü taşıyan kanallardan ve bunları çevreleyerek koruyan yağ dokusu ile destek dokusundan ibarettir. Her adet dönemi aslında yapım ve yıkım aşamaları içeren bir süreçtir. İdeali bu yapım ve yıkımın dengeli olmasıdır ancak bu her zaman mümkün olamamaktadır. Destek dokusunun daha fazla yıkılması sonucu süt bezini dıştan saran yapı zayıflar ve içi sıvı ile dolu olan süt bezi genişler, bu sürecin sonunda kistler gelişir. Buradan da anlaşıldığı üzere altında kötü bir sebep yoktur, yani memede bahsedilen kistler kanser yada tümör değildir.

Soru : Beslenmeye dikkat ederek ya da ilaç kullanımı ile kistlerin oluşması engellenebilir mi?
Cevap : Hayır, bu hücresel düzeyde gelişen bir hadisedir ve oluşması mevcut bilgilerimizle engellenemez.

Soru : Kistlerin belirtisi nelerdir?
Cevap : Hızlı oluşan her şey ağrı yapar bu nedenle kist de kısa sürede oluşursa ağrı yapabilir veya kistin patlaması olasıdır ve bu durumda meme dokusu içine akan sıvı ağrıya sebep olabilir. Bazen bu kistler çok sayıda olup o bölgede şişkinlik dolgunluk hissine neden olurlar. Bazen de dışarıdan bile gözle görülecek bir kitle oluşturabilir ya da aynı şekilde ele kitle olarak gelebilir. Burda özellikle bir gözlemimi belirtmek istiyorum. Meme ağrısı ve eline kitle geldiğini belirten bir çok hasta polikliniklere başvurmaktadır ve çoğu normal meme dokusudur. Meme dokusu sert bir dokudur.

Soru : Kist saptanınca ameliyat gerekli midir, ya da ne yapılmalıdır?
Cevap : Öncelikle kist ile kitle ayırıcı tanısı yapılmalıdır. En ucuz, zararsız yöntem bu anlamda ultrasondur. Kistin içinde yalnızca sıvı varsa basit kist olarak adlandırılır ve şikayeti olmazsa takip edilebilir, çok büyükse veya ağrı yapıyorsa iğne ile çekilebilir. Ancak komplike dediğimiz ve içinde bazı parçacıkların ya da katı yapıların olduğu saptanırsa o zaman bu sıvıyı iğne ile çekip kanlı olanları hücresel incelemeye göndermekteyiz ve o katı olan kısımdan iğne ile biyopsi yapmaktayız. Takipte kist tekrarlar ise o zaman cerrahi olarak çıkartılmalıdır.

Soru : Meme başı akıntısı neden olur, ne yapmalıdır?
Cevap : İçi boşluk olan her dokudan mutlaka sıvı salınımı olur. Burun içi, barsaklar, mide ve apendiks buna örnektir. Memenin süt bezlerinden süt yapımı olmasa da bu kanalların açık tutulması için az da olsa bir sıvı salınımı olur ancak kanal ağzı ölü hücrelerle tıkalı olduğundan bu sıvı dışarı akmaz. Kanal içerisindeki basınçta artış olursa o zaman sıvı dışarı akabilir. Elle sıkma sonucu memeden akıntı gelmesi bu yüzden normal bir durumdur ve endişelenmeye gerek yoktur. Diğer bir sebep memenin içindeki sıvı yapımının artmasıdır. Mesela gebelikte süt yapımı artar ve önündeki tıkacı iterek kendiliğinden süt dışarı akar. Dikkat edilmesi gereken husus gebelik olmaksızın kendi kendine meme başı akıntısı olmasıdır. Bu durumlarda meme kanalları genişlemiş olabilir, kanal içinde yer kaplayan iyi veya kötü huylu oluşumlar ve kanser olabilir. Meme başı akıntısı sarı, yeşil, kahverengi ve kanlı olabilir. Eğer kendi kendine oluyorsa, tek memeden oluyorsa, kanlı vasıfta ise riskli durum olabilir. Bu hastalarda öncelikle yer kaplayan bir kitle olup olmadığı araştırılır, saptanamazsa meme başından verilen bir ilaçla kanal incelenir ve sonucuna göre tedavi planlanır. Bazen kullanılan antidepresan gibi ilaçlar da meme başı akıntısı yapmaktadır. Diğer bir konu da, beyin sapındaki bir tümörde meme başından gebelik olmaksızın kendi kendine süt salınımı olmaktadır. Özetleyecek olursak, meme başı akıntıları çoğunlukla kanser dışı sebepler sonucu olmaktadır, ancak tetkik edilmesi gereken bir durumdur.

Soru : Erkeklerde meme büyümesi kanser dışı sebeplerle olabilir mi?
Cevap : Erkeklerde meme büyümesine jinekomasti denir. 3 dönemde bu durum normal olarak kabul edilebilir. 1. doğumda anneden geçen hormonlar nedeniyle, 2. ergenlik çağına girerken erkeklik hormonu ile kadınlık hormonun dengesizliğinden 3. yaşlılık döneminde erkeklik hormonunun azalmasından dolayı. Bu dönemler haricindeki jinekomastilerin altında hormonal bir bozukluk olup olmadığı araştırılır. Mesela karaciğer rahatsızlığında, testisle ilgili problemlerde, kortizon kullanımında da meme büyümesi gelişebilir.

Soru : Gebelikte ateş, kızarıklık, memelerde sertlik ve ağrı olan bir kadın ne yapmalıdır?
Cevap : Bu durum genellikle gebeliğin erken dönemlerinde görülür, meme başının emzirmeye bağlı çatlamasından dolayı buradan giren mikroplar tüm canlılar için mükemmel besleyicilikte olan sütün içinde süratle çoğalırlar ve enfeksiyona sebep olurlar. Bu hastalarda öncelikle süt boşaltılmalıdır. Dokunmakla bile ağrısı olan birisine memeyi boşalt demek kolay değildir ancak yapılması tedavi açısından önemlidir. Enfekte olan memeden alınan süt bebeğe verilmemelidir. Gerektiğinde hekimce uygun görülen antibiyotik tedavisine başlamak gerekebilir. Bölgeye sıcak havlu uygulaması yapılır. Ağrı kesici kullanılır. Eğer yeterince süt boşaltılamazsa ve mevcut tedavilerden yeterince fayda görmemiş ya da doktora geç müracaat edilmiş ise abseleşme olabilir, bu durumda abse mutlaka boşaltımalıdır. Önemli bir hususta nadir görülen bir meme kanseri çeşidinin buna benzer bir tablo yapabileceğidir.